Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erdoğan: “Türk devletlerinin dayanışması artık bir seçenek değil stratejik zaruret”

Dünya siyasetinin çalkantılı bir süreçten geçtiği ve uluslararası sistemin adalet ile güvenliği sağlamakta yetersiz kaldığı bu kritik dönemde, Türk dünyasını bir araya getiren tarihi bir adım daha atıldı.

Dünya siyasetinin çalkantılı bir süreçten geçtiği ve uluslararası sistemin adalet

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyunda büyük yankı uyandıran özel makalesinde, bölgesel krizlerin ve çatışmaların geniş coğrafyaları etkisi altına aldığı günümüzde Türk devletleri arasındaki iş birliğinin hayati bir boyut kazandığına dikkat çekti. Ankara’da gerçekleştirilecek olan Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi öncesinde kaleme alınan bu metin, üye ve gözlemci ülkelerin en prestijli medya organlarında aynı anda okuyucuyla buluştu. Azerbaycan’dan Macaristan’a, Kazakistan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kadar geniş bir coğrafyada eş zamanlı yayımlanan “Türk Dünyası Yüzyılı: Dayanışmadan Bütünleşmeye” başlıklı makale, ortak geçmişten alınan gücün ortak bir geleceğe dönüştürülmesi hedefini gözler önüne seriyor. Bu kapsamlı değerlendirmede, Türkiye’nin Azerbaycan’dan devralacağı dönem başkanlığı öncesinde, teşkilatın kurumsal kapasitesini artıracak ve üye ülkeleri küresel aktör haline getirecek stratejik vizyonun detayları paylaşıldı.

ANKARA ZİRVESİ İLE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR: DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK

Ankara’da “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ana temasıyla düzenlenecek olan 13. Zirve, kardeş ülkeler arasındaki siyasi ve toplumsal bağları daha da sağlamlaştırmayı amaçlıyor. İsmail Gaspıralı’nın tarihi birlik vizyonuna atıfta bulunulan süreçte, Nahçıvan’da temelleri atılan teşkilatın bugün küresel siyasette söz sahibi bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor. Türkiye’nin üstleneceği dönem başkanlığı ile birlikte, kurumsal altyapının güçlendirilmesi ve kâğıt üzerindeki niyetlerin somut projelere dönüştürülmesi hedefleniyor. Söz konusu makalede, Türk coğrafyasının birliğinin temel dayanağının her bir devletin egemenliğine, bağımsızlığına ve milli iradesine gösterilen karşılıklı saygı olduğu ifade ediliyor. Bu doğrultuda, üye ülkelerin ortak değerler ve karşılıklı çıkar dengesi gözetilerek atacağı her adımın, bölgesel istikrarın en büyük teminatı olacağı belirtiliyor.

HAZAR GEÇİŞLİ ORTA KORİDOR İLE EKONOMİK BÜTÜNLEŞME HAMLESİ

Türk dünyasının geleceğinde ekonomik entegrasyonun belirleyici bir rol oynayacağına işaret edilen metinde, özellikle Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru projesinin sunduğu devasa potansiyele dikkat çekiliyor. Asya ve Avrupa arasındaki küresel ticaret hatlarının yeniden biçimlendiği bu dönemde; demir yolları, limanlar, kara yolu ağları ve gümrük altyapılarının entegre bir biçimde geliştirilmesi stratejik bir öncelik olarak öne çıkıyor. Hazar’ın iki yakasını birleştiren lojistik yatırımların, bölge ülkelerinin ortak refahını ivmelendireceği değerlendiriliyor. Finansal altyapıyı desteklemek adına Türk Yatırım Fonu gibi mekanizmaların daha aktif kullanılması planlanırken; ticaretin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması, enerji kaynaklarının ve yenilenebilir enerji potansiyelinin verimli kullanımı da öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Böylelikle üretimden teknolojiye kadar her alanda ortak bir güç birliği oluşturulması hedefleniyor.

SAVUNMA SANAYİİ VE SİBER GÜVENLİKTE ORTAK ÜRETİM VİZYONU

Ekonomik sahada yakalanan ivmenin güvenlik alanına da taşınması gerektiği vurgulanan makalede; terörle mücadele,organize suçlar, siber tehditler ve doğal afetler gibi sınamalar karşısında ortak hareket etme kabiliyetinin artırılacağı ifade ediliyor. Özellikle savunma sanayisinde edinilen tecrübelerin paylaşılması, yerli ve milli teknolojilerin ortak projelerle geliştirilmesi ve müşterek üretim kapasitesinin üst seviyeye çıkarılması hedefleniyor. Güvenlik mimarisinin yanı sıra, kültürel ve bilimsel bütünleşmenin de altı çiziliyor. Ortak Türk alfabesi konusunda sergilenen iradenin tarihi bir eşik olduğu belirtilirken; eğitim, yapay zeka teknolojileri, akademisyen değişimi ve dijital yayıncılık alanındaki iş birlikleriyle genç kuşakların ortak bir medeniyet şuuruyla yetişmesinin önü açılıyor.

KKTC İLE DAYANIŞMA VE ULUSLARARASI STATÜ VURGUSU

Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin hak ve hukukunun korunması,yayımlanan metinde geniş yer buluyor. KKTC’nin teşkilat içerisindeki gözlemci statüsünün getirdiği imkanların artırılması ve kardeş ülkelerle olan temaslarının derinleştirilmesi gerektiği kaydediliyor. Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sona erdirilmesi, egemen eşitliklerinin ve eşit uluslararası statülerinin tanınması yönündeki kararlı tutumun sürdürüleceği net bir dille ifade ediliyor. Tüm bu hedefler doğrultusunda, Türk Devletleri Teşkilatı’nın sadece bölgesel değil, küresel barış ve istikrara da hizmet eden bir güç merkezine dönüştüğü görülüyor. 21. yüzyılın “Türk Dünyası Yüzyılı” olacağı inancıyla hareket eden üye ülkeler, Ankara Zirvesi ile birlikte geleceğe dönük kalıcı eserler bırakma noktasındaki kararlılıklarını bir kez daha teyit ediyor.