Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yazar Nuh Albayrak’tan Konya’da ezber bozan tarih analizleri!

Edebiyat ve düşünce dünyasının kalbi, Anadolu’nun kültür merkezlerinden birinde atmaya devam ediyor.

Edebiyat ve düşünce dünyasının kalbi, Anadolu’nun kültür merkezlerinden birinde atmaya

Şehrin en önemli kültür buluşmalarından biri olarak öne çıkan organizasyon, kapılarını açtığı ilk andan itibaren kitapseverlerin ve araştırmacıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Selçuklu Kongre Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen dev organizasyonda, farklı alanlardan çok sayıda seçkin yazar okurlarıyla bir araya gelerek imza günleri ve söyleşiler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerin en dikkat çekici oturumlarından birine Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak imza attı. Yoğun bir katılımcı kitlesine hitap eden usta gazeteci ve yazar, Osmanlı Devleti’nin son döneminden Millî Mücadele yıllarına, Lozan Antlaşması’ndan günümüz Orta Doğu jeopolitiğine kadar uzanan geniş bir yelpazede çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

OSMANLI’NIN ÇÖKÜŞ SÜRECİ VE ORTA DOĞU’DAKİ TARİHSEL KIRILMALAR

Söyleşi programında tarihsel süreçleri farklı bir bakış açısıyla ele alan Nuh Albayrak, Cihan Harbi öncesindeki gelişmelerin imparatorluğun kaderini belirlediğine dikkat çekti. Osmanlı Devleti’nin çöküşünün yalnızca I. Dünya Savaşı’nın sonuçlarıyla sınırlandırılamayacağını vurgulayan Albayrak, Balkan coğrafyasındaki toprak kayıplarının ve devleti adım adım savaşa sürükleyen stratejik hataların bu süreçte hayati bir rol oynadığını savundu. Coğrafyadaki tarihsel denklemde Filistin toprağında bir Yahudi devletinin tesis edilmesinin, Osmanlı’nın ve hilafet kurumunun varlığı altında hiçbir şekilde mümkün olamayacağını ileri süren yazar, imparatorluğun savaştan mağlup ayrılmasının söz konusu projenin hayata geçirilmesine zemin hazırladığını iddia etti. Anlatımında dönemin küresel aktörlerinin hamlelerine de değinen Albayrak, Rusya’nın savaş meydanlarında yıpranarak 1917 yılındaki bolşevik ihtilaliyle süreçten çekileceğine dair öngörülerin daha önceden dile getirildiğini aktardı.

MİLLÎ MÜCADELE YILLARI, CEPHE HATLARI VE LOZAN GÖRÜŞMELERİ

Tarihsel kronolojiyi Millî Mücadele dönemiyle sürdüren konuşmacı, Mustafa Kemal Paşa’nın I. Dünya Savaşı’nın son evresinde Filistin cephesine tayin edildiğini hatırlattı. Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu topraklarında filizlenen bağımsızlık meşalesine değinen Albayrak, Mustafa Kemal’in 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a doğru yola çıktığı gün Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkarma yaptığını, ancak işgalci güçlerin Anadolu içindeki ilerleyişinin yaklaşık bir yıllık bir gecikmeye uğradığını dile getirdi. Erzurum ve Sivas kongreleriyle şekillenen sürecin Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla resmiyet kazandığını ve ardından cephelerdeki askeri çatışmaların şiddetlendiğini ifade etti. Savaşın fiilen sona ermesini sağlayan Mudanya Mütarekesi’nin ardından diplomatik masanın kurulduğunu belirten yazar, 20 Kasım 1922 tarihinde başlayan Lozan müzakerelerine odaklandı. Görüşmelerin ilk evresinde sınır hatları ve coğrafi meselelerin büyük ölçüde çözüme kavuşturulduğunu vurgulayan Albayrak, buna rağmen antlaşmanın hemen imzalanmadığını ve masanın çetin tartışmalara sahne olduğunu kaydetti.

HİLAFET TARTIŞMALARI VE DİPLOMASI TRAFİĞİNDEKİ KRİTİK İDDİALAR

Söyleşinin en çok dikkat çeken bölümlerinden birini ise Lozan Antlaşması’nın onay süreçleri ve hilafetin kaldırılması arasındaki ilişkiye dair ileri sürülen iddialar oluşturdu. İngiliz idarecilerin Türkiye’nin yönetim merkezinin İstanbul’dan Anadolu’ya taşınmasını ve hilafet makamının ilga edilmesini temel hedef olarak gördüklerini savunan Nuh Albayrak, Haim Nahum’un bu süreçte kritik bir rol oynadığını ileri sürdü. Nahum’un Millî Mücadele’ye destek verdiğini ve Lozan heyetinde tam yetkili danışman sıfatıyla görev üstlendiğini iddia eden yazar; diplomatik temaslarda Batılı devletlerle görüşülerek Türkiye’nin egemenliğinin tanınması karşılığında hilafetin kaldırılmasının kabul ettirildiğini, bu durumun da görüşmelerin kesintiye uğramasında belirleyici bir faktör olduğunu savundu. Saltanatın 1 Kasım 1922 tarihinde kaldırılmasının ardından kamuoyunda hilafetin geleceğine dair ciddi hassasiyetler oluştuğunu ifade eden Albayrak, Mustafa Kemal’in İzmir İktisat Kongresi öncesinde hilafet makamını destekleyen açıklamalarda bulunduğunu aktardı. Lozan’daki müzakerelerin ikinci safhasının ancak bu konudaki mutabakatın ardından yeniden başlatıldığını öne süren gazeteci, Türkiye’nin antlaşmayı onaylamasına karşın İngiltere’nin onay için 1924 yılını ve hilafetin resmen kaldırılmasını beklediğini ifade etti.

CUMHURİYET DÖNEMİ DIŞ POLİTİKASI VE MİLLİ BİRLİK VURGUSU

Konuşmasının son bölümünde Cumhuriyet sonrası dış politika gelişmelerine ve Orta Doğu’daki güncel dengelere değinen Albayrak, Türkiye’nin sonraki dönemlerde dış baskılar nedeniyle İsrail’in kuruluş sürecine engel olamayacak bir konuma sürüklendiğini savundu. Nuri Killigil’in Sütlüce’deki silah ve mühimmat fabrikasında meydana gelen patlamanın arkasında Mossad’ın parmağı olduğunu iddia eden yazar, bu olayın yaşandığı dönemde Türkiye’nin İsrail’i resmi olarak tanıdığına dikkat çekti. Bölgesel tehditler karşısında Türkiye’nin en büyük savunma mekanizmasının askeri güçten öte toplumsal kenetlenme olduğunun altını çizen Nuh Albayrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2024 yılı Meclis açılış konuşmasında dile getirdiği İsrail tehdidi uyarılarını hatırlattı. Ülke içindeki siyasi ve sosyal ayrışmaların en büyük zafiyet alanı olduğunu belirten yazar, yolsuzluk ve suiistimal iddialarının kaynağı ne olursa olsun kararlılıkla üzerine gidilmesi gerektiğini ifade etti.

Yoğun ilgi gören söyleşinin tamamlanmasının ardından, katkılarından dolayı Nuh Albayrak’a Konya Büyükşehir Belediyesi Basın Şube Müdürü Cemil Anıl Doğan tarafından özel bir hediye takdim edildi.